fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Ekonomi Magazin Siyaset Her Konuda Haberler Bu Blogda

Dicle'nin dramı yürek burkuyor

Hastalığına teşhis konulamıyor.

Adıyaman’da yaşayan Kaşiyoğun ailesinin 3 çocuklarından biri olan doğuştan konuşamayan ve hareketsiz olarak yatan minik Dicle hastalığına teşhis bile konulamıyor.

Ersoy SEVİNÇ /  CNA

Karşiyoğun ailenin geçimini sağlamak için İstanbul’da hamallık yapan babanın üç çocuğundan biri olan 5 yaşındaki Dicle doğuştan yatağa mahkum. Yeşil kartla onca doktor ve hastaneye gitti. Onlar “Ne olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen üşütmüşsünüz. Ya da iyi beslenmemiş” deyip eve gönderdi. Ailesinin tek istediği bir hamur gibi yatağa mahkum olan küçük Dicle’yi  özel bir doktora götürmek ve hastalığının ne olduğunu anlamak..

Anne Fatma Karşiyoğun, “Bedenime yüklenen yükün ağırlığı altında, her gün, kendimden bir parçanın, Dicle min kopabileceğini düşünmek, yaşamak, acılar içinde kıvranmak, sorumluluğu ve yükü daha da ağırlaştırıyor. Hayatı çekilmez kılıyor.” diyen acılı anne İşte bu sözlerle dramı yürekleri burkan 5 yaşındaki kızı Dicle İçin…

Anne yüreği ne kadarda dayanırsa ben de o kadar dayanıyorum 

Anne Fatma Kaşiyoğun “Derbeder olmak, tuzu kuru olmak, bana ne siz yaşamak nasıl bir tarz ise, hüzünlü yaşamak bir o kadar hayatımızın bir gerçeği oldu. Yavrum dilsiz dişsiz yatıyor öylesine. Gözlerine bakıp açıklığını anlıyorum. Gözlerine bakıp su istediğini anlıyorum. İçim kan ağlıyor ama elimden, elimizden bir şey gelmiyor. Hangi kapıyı çaldıysak yüzümüze kapandı. Onu özel bir Doktora bile götüremedik. Hastalığı nedir bilemedik ki çare bulalım. Bu duruma hangi ana yüreği ne kadar dayanırsa bende o kadar dayanıyorum” yaşadığı açıyı dile getiriyor.

Fatma Kaşiyoğun “Dayanması en güç acı bu; evladını yitirmiş bir anne gibi feryat etmek geliyor içinden. Ama edemiyorum. Hayat acılarla yüklüdür ve Dicle içimizde depreşen bir acı. Biz Güneydoğulu kadınlar olarak genelde gelir geçer yaşamaya alıştığımızdan, acılarımızı, anılarımızla felek kader bizi savurup duruyor” diyor.

Babasını küçük yaşta kaybettiği için ailesinin bütün yükünü omuzlamak zorunda kalan, şimdi evine, çocuklarına binlerce kilometre uzakta İstanbul’da hamallık yaparak evine ekmek götüren İsmail'in hikayesi Dicle’nin doğmu ile birlikte dayanılmaz hal almış.

Cips fabrikası kuracağım

9 yıl önce köyünün güzel kızlarından Fatma ile evlenen İsmet’in ilk çocuğu olan Ahmet şimdi 8 yaşında İlköğretim Okulu 2 sınıfa gidiyor. Ne olacaksın diye soranlara “ Cips fabrikası kuracağım. Çünkü okulda arkadaşlarım hep cips yiyor ben yiyemiyorum. Annem benim çantama hep ekmek koyuyor” diyor.

İsmet-Fatma Kaşiyoğun çiftinin 2003 yılında dünyaya gelen ve 9 Aralık’ta 5 yaşını bitirmiş olacak kızları Dicle şimdi doktorların adını bile koyamadığı hastalık yüzünden yatağa mahkum şekilde yaşıyor. Karnının acıktığını, su içmek istediğini bile konuşamayıp hareket edememeği için gözleri ile annesine anlatıyor.

Fatma Kaşiyoğun “Daha bir yaşından itibaren hareketsiz durduğunu fark edince yeşil kartla doktorlara ve hastanelere götürmeye başladık. Götürdüğümüz doktorlar( Üşütmüş, iyi beslenmemiş, Büyüyünce düzelir) diyerek verdikleri bir iki şişe şurupla eve geldik. İkinci kez gittiklerimiz ise ( Bu hastalığın adı yok. Özel doktorlara özel hastanelere götürün) dediler. Ama biz 5 yıldır onu özel bir doktora götüremedik. Eşim hamallık yaparak aylık 200 YTL olan ev kiramızı bile zor ödüyoruz” dedi.

Kara gün olursa kara gün Dostları da olur

Fatma Kaşiyoğun “Kara gün olursa kara gün dostları da olur, diye bekliyorum yıllardır. Kızıma uzanacak bir yardım eli bekliyorum. Hastalığının ne olduğunu öğrenmek bile belki yüreğimde yanan bu acıyı biraz olsun hafifletir. Kızıma uzanacak bir yandım eli bekliyorum.” Dedi.

Ona bir muz yediremedim

Fatma Kaşiyoğun “Kızıma bir muz bile yediremedim. Kendi yememi bir kenara bırakın ona her gün ne yedireceğim diye çırpınıyorum. Ama çayın içine ekmek ıslatıp vermekten başkada bir şey veremiyorum. Kızıma bir muz bile bir meyveli yoğun bile yediremedim. yediremiyorum” dedi.